Etiketler

Görsel

BABYLON 5: UZAYDA GEÇEN BİR POLİTİK ve FANTASTİK KURGU EFSANESİ

 

“Anlayış üç kenarlı bir kılıçtır…” Kosh Naranek

  

“Babylon 5” isimli televizyon dizisini duymuş olsam da ancak izleme fırsatı bulduğum için bir yandan üzülüyorum, böyle bir cevheri çok geç keşfedebildim, bir yandan seviniyorum halen beni heyecanlandırabilecek, her akşam ekrana kilitleyebilecek iyi bir dizi izleme şansına sahibim.

Yazıya şu uyarıyı yapmakla başlamak istiyorum; eğer dizi ya da film izlerken görsellik (görsel efektler) sizlerin olmazsa olmazınız ise Babylon 5 sizi hayal kırıklığına uğratabilir çünkü yapıldığı yıla göre bile bu hususta çağın gerisinde kalmış olduğunu söylemek zorundayım. Şunu da eklemeliyim ki her sezonda değil her bölümde görselliğin iyileştiğine şahit oluyorsunuz. Şu anda 4. sezonun son bölümlerini izlerken yapımcıların parayı ancak bulmuş olduğuna kanaat getiriyorum ve dizi ancak olması gereken görselliğe ulaşmayı başarmış görünüyor.

“Kelimelerin anlamları vardır, isimlerin ise güçleri.” Lorien

Suntalara yapıştırılmış renkli kağıtları andıran kötü dekoruna, hangi duyguyu hangi mimikle yansıtacağını bilmeyen yeteneksiz oyuncularına ve bir bilimkurgu dizi olmasına rağmen yalnızca üç beş dakikasında görsel efektli sahneler görmemize rağmen eşsiz bir diziyle karşı karşıya olduğumu söylemem gerek.

Görsel

Muhteşem senaryosu ve beş sezonun tamamına yayılmış harika öyküsü ile benzerini izlemediğim bir bilimkurgu dizisi Babylon 5. Öncelikle bir diyalog ve detay dizisi olduğunu belirtmeliyim. Asıl gücünü de buradan alıyor zaten. İlk sezonun ilk bölümlerinde geçen bir diyalog üçüncü sezonda altı dolu olarak tekrar bizlere geri döndüğüne dizinin derinliğini anlamaya başlıyorsunuz. Hele ki ilk sezonun finaline yaklaşırken öyle bir “zaman kaymasına” şahit oluyoruz ki henüz o bölümleri izlememiş olsak da dizinin üçüncü ve dördüncü sezonlarıyla ilgili ciddi ipuçları önümüze sürülüyor. Her hafta izlemeye nasıl gönlüm dayanırdı düşünmek bile istemiyorum.

Bir kaç kaynakta yapımcı ve yazar J. Michael Straczynski dizinin senaryosunu 1988’li yıllarda oluşturduğunu ve dizi kabul görüp çekilmeden evvel tüm senaryosunun yazılıp bitmiş olduğunu dile getirmiş. Yani 5 sezonluk tüm olaylar daha ilk bölüm çekilmeye başlamadan evvel kaleme alınmış olduğu için bunun bütüncül yansıması diziyi türlerinin arasında farklı bir boyuta taşımış. (Konu bütünlüğü olarak Battlestar Galactica’nın yeni çevrimini de benzer kulvarda görmekteyim.)

Bizler kendini anlamaya çalışan bir evreniz.” Delenn

Oyunculuklar çok iyi olmasa da karakterlerin derinliği her bölümde onları daha çok sevmenize yol açıyor. Senaryonun gücü karakterlerin derinliğine o kadar güzel yansıyor ki yan rolleri ve kötü rolleri çok daha fazla seviyorsunuz.

Görsel

KİMLİK, DİN, IRK KAVRAMLARI ve İNSAN OLMAK ÜZERİNE BİR BAKIŞ AÇISI

Ufak bir inceleme yazısı yazmayı planlamıştım diziyle ilgili ancak yazmaya başladıktan sonra bunu yapamayacağımı fark ettim çünkü neresinden nasıl anlatmaya başlayacağımı gerçekten bilemiyorum. İnsanoğlunun içinde ayrı bir güç odağı olan Psişikler Birliği’ni mi (evet, gelecekte güçlü telepatlarımız olacak), Sivil ve Asker arasındaki mücadeleyi mi, evrendeki iyi kötü arasındaki savaşı dini söylencelerle ve metinlerle örtüştürmedeki başarıyı mı yoksa her uzaylı ırkının aslında dünyamızdaki çeşitli ırkların alegorisi oluşunu mu? Evet, sanıyorum buradan başlayabiliriz…

Babylon 5, uzayın bağımsız bölgesi denebilecek bir alanında insanlar tarafından kurulmuş diplomatik bir uzay üssü.  Daha evvelki dört projenin de başına kötü şeyler gelmiş. Yapım sırasında patlamışlar, uzayda kaybolmuşlar vb.

Babylon 5 aslında bir uzay üssünden çok bir gezegen gibi çünkü onbinlerce kişi bu üste ikamet ediyor ya da çeşitli sebeplerden dolayı buranın misafiri oluyor. Pek çok uzaylı türü olmasına rağmen güçleri ile önce çıkan 5 ırk var. Uzaylı ırkları fiziksel olarak bir benzerlik taşımasalar da alegorik olarak dünyamızdaki çeşitli grupları ifade ediyorlar. Amerikalı-Avrupalı kimliğini yansıtan İnsanlar; törenleri, inançları ve gururları ile Uzakdoğuluların bir yansıması olan Minbariler; kanı kaynayan, çabuk öfkelenen ve savaşçı kimlikleri ile Ortadoğuluların ifadesi olarak düşünülmüş Narnlar; açgözlülükleri, krallık ve asalet anlayışını korumaları ve garip lehçeleri ile Rusları ve Doğu Avrupalıları yansıtan Centauriler ve uzun bir süre gizemlerini koruyan, ruhani yaratıklar olan Vorlonlar (belki İngiliz ve Kuzey Avrupalı diyebiliriz ancak ilerleyen bölümlerde dini bir kimlik kazanacakları için belki de fiziki alegorisi olmayan iki ırktan biri de budur…) Tabi ki bir de ilerleyen bölümlerde karşılaşacağımız ‘mutlak kötü’nün ibaresi olan Gölgeler (Shadows) var ki onlar da bir ırk alegorisi değiller.

İş böyle olunca ırklar arasındaki iletişim, olaylar, savaşlar, isyanlar gibi olaylar da aslında dünyamızda gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi olası pek çok olayın birer yorumu haline dönüşüyor. Örneğin Rusların Afganistan’a girip geri çekilmesi gibi Centauriler de Narnlarla savaşmış, onları işgal etmiş ancak Narnlar bir şekilde bu işgalden kurtulup Centaurileri geri püskürtmüşler. Minbariler ile İnsanlar on yıl süren büyük bir savaş yaşamışlar (yanlış anlaşılmaların yol açtığı bir savaş göya…) ve Minbariler savaşın yenen tarafı gibi görülürken bir anda teslim olmuşlar. (işte ilk sezonumuzun en büyük gizemlerinden biri…) Bu on yıllık savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir alegorisi gibi duruyor. Minbariler ile İnsanlar… Uzakdoğulular ile Amerikalılar… Belki de Vietnam’dır.

Görsel

Elbette dizinin iki bölümünü izleyip du derinliği algılamak mümkün değil. İlk sezonun hem teknik açıdan hem de senaryo ve içerik açısından en zayıf sezon olduğunu belirtmek gerekiyor. (Henüz 5. sezonu izlemediğim için onu değerlendirme dışı tuttum.) Ancak ikinci sezon finaline kadar sabretmemin mükafatını üçüncü sezonda fazlasıyla gördüğüme inanıyorum çünkü görselliğin her bölümde kademe atlaması gibi olaylar ilerledikçe ve çeşitli katmanlar üstüste binip gizemler çözülmeye başladığında dizi adeta farklı bir boyut kazanıyor gibi. Zaten 5 sezonun yanısıra Crusade isimli 13 bölümlük bir mini diziye ve 5 bağımsız filme sahip olması da dizinin doluluğunu ve etkisini ifade etmeye yetiyor.

“Londo, beni öldürebilirlerdi!” Vir

“Saçmalama, sen öldürülecek kadar önemli biri değilsin.” Londo Mollari

Bir bilimkurgu dizisinde uzay gemisi mürettebatının oda kiralarından şikayet ettiğine, tamiratları yapan işçi kısmının iyileştirme alamadıkları için isyan ettiğine ya da uzaydaki farklı yaratıkların (ve elbette insanların) arasındaki dini tartışmalara kadar o kadar bizden sorunlara şahit oluyorsunuz ki dizinin geçtiği evreni günümüzle kıyaslamamanız mümkün değil.

Görsel

Elimden geldiğince ‘spoiler’ vermeden yazamaya çalışsam da özellikle dünyadaki iktidar değişikliklerinden, mars ayaklanmasından, sıkı yönetim ve iç savaş gibi pek çok olayın arka planda inanılmaz bir algı zenginliği yarattığını belirtmeliyim.

Yalnızca bir Star Trek gibi, Stargate gibi, Voyager gibi, Battlestar Galactica ya da Farscape gibi örneklerinde olduğu gibi bir yolculuk hikayesi beklememek gerekiyor. Çünkü bir keşif ve yolculuk hikayesi değil ekrana yansıyan. Uzayda geçen politik ve dini boyutlara sahip bir kurgu Babylon 5. (Belki Star Trek: Deep Space Nine ile karşılaştırılabilir ancak şahsen ben Deep Space Nine’ın bir kısmını izlesem de tamamını izlemeye tahammül edemedim ve açıkçası pek beğendiğimi söyleyemem çünkü Star Trek serileri benim için bir yolculuk ve gizem öyküsü olagelmiştir. O yüzden orjinal serinin ve Next Generation’ın yanısıra Voyager’ı çok sevmiştim.)

 Görsel

“Yürümek zorunda olduğun tüm karanlık yerlerde tanrılar seninle tehlikenin arasında dursunlar.” Ivanova

Tüm zayıf yanlarına rağmen orijinal ve eşsiz bir dizi Babylon 5. Özellikle ilk sezonda bütçe yetersizlikleri yüzünden yapılamamış pek çok şey ilerideki sezonlarda ve ayrıca filmlerde geri dönerek anlatılmış ve toparlanmaya çalışılmış. Bu bir açıdan aradaki boşlukları doldurmak için iyi bir yöntem gibi görünse de diziye biraz acemi ve bağımsız bir hava katmış. Bunun kötü olduğunu söylemiyorum, yalnızca kamera arkasının kendini kanıtlama ihtiyacına çok fazla odaklanmış olduğunu ve belki, ufak bir belki, dizinin çok daha rahat ve eğlenceli olmasını engellemiş gibi duruyor ve olaylara bir bilimkurgu dizisinden çok daha ciddi bakılmasına neden olmuş gibi.

Tüm günahlarına rağmen Babylon 5 benim en iyi bilimkurgu-fantastik diziler listemde ilk ona girmeyi başarıyor ve türü sevenlerin mutlaka izlemesi gereken bir yere yerleşiyor. Biraz nostaljik bir havası olsa da yirmi yıl önce çekilmiş bir bilimkurgu dizisinin günümüzdeki pek çok diziden çok daha dolu ve anlamlı oluşu da şu anda televizyonda ne kadar içi boş şeyler izlediğimizi bir kez daha sorgulamama neden oluyor. 

Hele ki dizinin ilerleyen sezonlarında sıkı yönetim ilan ederek ve propaganda yaparak yükselen bir hükümet, açığa alınan yüksek rütbeli askerler ve yükselen iç savaş gerilimi bana bir portreyi hatırlatıyor ama söylemeye dilim varmıyor.  

“Haklı olan Bay Garibaldi’den daha can sıkıcı bir şey yoktur.” Ivanova

Böylesine bir başarının altında da elbette dizinin yaratıcısı J. Michael Straczynski’nin mahareti yatıyor. Kendisi He-man, She-Ra çizgi filmlerini, Murder She Wrote gibi polisiye bir diziyi, Alacakaranlık dizisinin bazı bölümlerini (son olarak Thor filmini yazmış) kaleme almış bir usta olarak basit bir bilimkurgu dizisinin bile çok güçlü bir felsefeyle doldurulabileceğini bizlere kanıtlıyor.

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ancak 2000’lerde Lost neyse 1990’larda Babylon 5 oydu diyen bir yazıya hak vermemek elde değil. Elbette biraz abartılı bir benzetme olsa da usta bir elden çıktığını her bölümde gösteriyor. Merakla kendini izlettiriyor, özlettiriyor.

“Er ya da geç, herkesin yolu Babylon 5’a düşer.” Sinclair

 Bahadır İçel – Şubat 2013

Görsel

Reklamlar