Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Bu Kış Ne İzlesek?

Uzunca bir süredir yeni bir proje üzerinde çalıştığımdan sesim soluğum epey kısılmıştı ancak kısmetse önümüzdeki haftalarda, bayramın da etkisiyle birazcık daha kendime zaman ayırmak niyetindeyim.

Bulduğum ilk fırsatta da hemen blogun başına oturayım dedim. Yeni proje (yeni kitap) ile ilgili bilgileri önümüzdeki haftalarda sizlerle paylaşacağım. Ondan evvel ne zamandır yazmayı planladığım (iki ay evvel niyetlenmiştim aslında) fakat kaleme alamadığım bir yazı huzurlarınızda.

Blogumuzun içeriğinden tevellit, Ah Şu Amerikan Dizileri paralelinde bu sezon başlamadan sizlere yeni diziler, devam edenler vs. hakkında bilgi vermek istiyor idim, baktım ki eş dost blogların çoğu sezon değerlendirmelerine başlamışlar bile, geç kaldığımı anladım ancak yine de huylu huyundan vazgeçecek değil. Gelin biz de kısaca bu seneyi bir mercek altına alalım.

Dexter


Dexter, yine kalitesini ve karakter gelişimindeki başarısını sürdürse de malum oyuncuların yokluğunda başkahramanımız biraz yalnız kalmış gibi. Yanına eklemlenen “çırak” katilimizi pek beğenmiş değilim. Dexter rutinimize devam etmeye çalışırken çırağının sorunlarını çözmeye odaklanacak, asıl merak konusu ise kafa kesen katillerin bir şekilde yollarının Dexter’la kesişip kesişmeyeceği. Genel olarak bakacak olursak ne karşımızda güçlü bir anti-kahraman var, ne de dikkati dağınık Dexter eski Dexter. Keyifle izlense de şu an itibarıyla en zayıf sezonunda olduğu söylenebilir.

Castle ve Egzantrik Kahramanlı Cinayet Dizileri

Polislere yardımcı olan yazar Castle 3. sezonuyla arzı endem ederken yine ilginç vakaları çözmede gösterdiği yılışıklık ve akıl almaz hikayeleri ile bizi alıp götürüyor. Tek bölüm odaklı, gizemli vakayı başla bitir dizilerinin hoş örneklerinden olan ve Castle rolünde Nathan Fillion’un göz doldurduğu dizi öyle alengirli, gizemli, alacalı, bulacalı dizilerden sıkılanlar için eğlenceli bir seyirlik. İzlememiş olanlar ve bu türü sevenler eski bir dizi olan Monk’a da bir göz atabilirler. Ayrıca keyifle izlediğim bir cinayet dizisi olan Mentalist’e de mutlaka bir uğrayın derim.

House

House yine her zaman olduğu gibi muhteşem. Cudy ile ilişkisi uzun süredir herkes de beklenti oluşturmuş belli ki gayet ilgiyle izleniyor. Her tıp dizisinde olduğu gibi artık vakalar eskisi kadar ilginç gelmemeye başladı bize, sanki tekrara düşüyor gibi. Ekipteki karakterlerde gelişimlerini tamamladı ve artık izleyiciye birşey veremiyorlar. House, Cudy, Winston gibi karakterler temelde tutulup diziye yeni kan getirilebilir diye düşünüyorum. Örneğin House ilişkisinden dolayı farklı bir hastaneye taşınabilir… Keza görünen o ki bu çizgide devam ederse bu sezonu kurtarabilir belki ama önümüzdeki sezon kaliteyle birlikte seyirci ve reyting kaybetmeye mahkum.

Fringe

Kendini daha bir derleyip topladı, paralel evrenlerin mücadelesi daha bir rayına oturdu. Bazen diziyi 3. sezona kadar izlemeyi nasıl başardığımı düşünürken buluyorum kendimi. Muhtemelen Walter ve X – Files tutkusu. Tarz olarak fazla alternatifi (kaliteli yapımlar arasında) olmadığı için izlediğim dizide taşlar daha bir rayına oturdu. Mantık hataları aramayı bir kenara bırakıp kendinizi kaptırdığınızda akıp gidiyor. Elbette Walter gibi sevimli bir karakter sayesinde. Yoksa Olivia’ya hala gıcığım. Bu kadar soğuk bir başkahraman nasıl seçebilirler ya??? X – Files’ı aratıyor yine de…

Stargate Universe

Ne yazık büyük umutlar taşıdığım ancak büyük hayal kırıklığı yaşadığım dizilerden biri Stargate Universe, hala kendini açmamakta, ağır temposu ve zorlama, yapmacık dramatizasyonundan çıkmamakta ısrar ediyor. Oysa Stargate deyince biraz atlasın patlasın, bambaşka dünyalarda bambaşka yaratıklarla güreş tutulsun diye bekliyoruz biraz. Belki de kendimizi yanlış konumlandırdık. Bilimkurgu dizisi yokluğunda dört kolla sarıldığımız Stargate’den hayır yok gibi. En iyisi eğer izlemediyseniz Firefly, Farscape, Star Trek: Voyager…

The Big Bang Theory

Ne yazık ki her sezona biraz daha kan kaybederek giriyor. Bu sezon önceki sezondan kötü, muhtemelen de reytingle beraber izleyici kaybedecek ve bir iki sezon sonra aramızdan ayrılacak. Sheldon karakteri fazla ve hor kullanılıyor, kahramanlarımızı çeşitli sosyal durumlara sokarak komedi yaratmak yerine ilişkilerin kısır iletişimine sığınılıyor. Beni yanıltır ve tempoyu yükseltirler diye umut ediyorum.

Supernatural

Hepimiz Sam’in kötü adam triplerine bürünmesinden sıkıldık. (Ruhsuzmuş gerçekten de!) Cennet ve cehennemin çekişmesi de darlatmaya başladı. Arada bir Twilight’a dokunduran bölümler gibi eğlencelikler iyi olsa da Supernatural’ın daha dinamik ve ilginç yeni bir temele ihtiyacı var. Artık uzaylılar mı olur, Ctulhu’yu mu çağırırlar, paralel evrenlere kapılar mı açarlar bilemem ancak Winchester kardeşlerin çekişmesinden bıkmayacağız gibi dursak da melekler ve şeytanlar parodisini kenara itmenin zamanı gelmedi mi?

Star Wars: Clone Wars

Epey bir dağınık gitmesini dikkate almazsak bir Star Wars uzantısı olarak çok başarılı bir animasyon olduğunu söylemek gerek. Bu sezon da gayet ilginç ve eğlenceli ancak artık son filmle bağlayan bir senaryo ve Darth Vader’a doğru giden bir Anakin görmek istiyoruz. Bence aynı yapım ekibinin bu sıkıştığı zaman diliminden çıkıp yani Clone Wars’u bitirip tüm serinin sonuna, Asilerin başarısından sonra evrendeki olayların düzene girerken yaşanılan sorunlara odaklanan yepyeni bir seri çıkarması çok daha iyi olacak gibi. Yeni karakterler, yeni Jediler vs. bekliyor gözler.

Warehouse 13

İkinci sezona başladım ve birkaç bölüm sonra bıraktım. Zaman kaybetmeye hiç gerek yok.

Caprica

İlk sezonu idare ederdi, ikinci sezonu iyi başlamıştı ki iptal edildiği kararı geldi. Sezon bitecek mi, nasıl bitecek belli değil. Bulaşmamayı tavsiye ediyorum.

How I Met Your Mother, Smallville, Breaking Bad, CSI gibi pek çok dizi zamansızlık kurbanı oldu. Duyduğum ve okuduğum kadarıyla idare ediyorlar ama pek iş yok gibi…

Ve yeniler…

Genel olarak sezon karnesi vasat gibi dursa da sezon ortasına ve sonuna doğru bu dizilerde ciddi bir tırmanış grafiği bekliyorum. Hepsini günü gününe takip edemesem de fırsat buldukça yeni dizilere kısaca bir gözatıp sizinle fikirlerimi paylaşmaya çabalıyorum.

The Event

Henüz iki bölüm izledim, biraz Lost, biraz 4400, biraz 24, biraz Fringe, biraz V derken her diziden biraz biraz alıp kırma birşey yapmışlar. Henüz konuya çok vakıf olamadığım için birşey söylemesi zor. Ancak diziye ısındığımı söyleyemeyeceğim, bir kaç bölüm daha izleyip konu açıldıkça yorum yapmak daha sağlıklı olur. An itibarıyla bomba bir olay yok.

Rubicon

Ben yazıyı yazamadan ilk sezonunu bitirdi bile. Hepi topu 13 bölüm ancak 13 muhteşem bölüm. Amerikan Hükümeti için çalışan özel bir istihbarat bürosunu ve büronun çevresinde dönen entrikaları anlatan Rubicon’un odağında işi olasılıkları çözmek olan bir dahi var. Dizinin çoğu masa başında ve ofis içinde geçen diyaloglar üzerine kurulu. Sessiz ve uzun sekansları fazla, dolayısıyla aksiyon meraklıları için çok sıkıcı gelebilir. Gerçekten de temposu çok ağır olmakla birlikte gizem kurgusu başarılı. Hele ki dahi kahramanımızın ailesinin 11 Eylül saldırılarında ölmüş olması, biricik dostunu öldürmek için koskoca bir tren kazasının kurgulanması gibi muhteşem derinlikte olayları naifçe anlatışı ise ayrı bir ustalık hissettiriyor. Özellikle Kale Ingram karakteri benim favorim, çelişkilerine rağmen ( gay bir eski ordu mensubu istihbaratçı) dizi tarihinin en iyi yazılmış karakterlerinden biri olduğunu hissettiriyor.

Haven

Stephen King’in Colorado Kid uyarlaması olan Haven, kasabaya gelen bir ajanın şehirdeki gerçek üstü olayları araştırmasını konu alıyor. Bir şekilde bu olaylar hiç tanışmadığı ancak kasabada bir süre kalıp hayatlar kurtarmış annesi ile bağlantılı oluyor. (Ya da biz annesi sanıyoruz da karakterimiz zamanda yolculuk yapıp geçmişin Haven’ına mı gitti? Yoksa yoksa…) Gizemliden ziyade komik sanılabilecek gizemlere sahip kasaba nasıl B Filmleri olursa Haven için de adeta bir B Dizisi kaftanı biçiyor. Aman yanlış anlaşılmasın, kötüdür demiyorum yalnızca sanki rakipleriyle yarışmaya niyeti yok da kendi başına keyfi yerinde gibi aksayarak giden bir dizi. King sevenler ve alternatif gerçeküstü yapımlar arayanlar bir göz atabilir. Çok orjinal ve etkileyici olduğunu söylemek zor.

The Good Guys

Sezonun en iyisini en sona sakladım diyebilirim. Good Guys, Dallas’ta pek de kalburüstü sayılmayacak davalara bakan iki dedektifin komik ve eğlenceli maceralarını anlatıyor. Sezonu yaz başında başladı ancak iki ay kadar ara verdi, bu yazı itibarıyla 16 bölüm yayınlandı. Ben 11 bölümünü izleme fırsatı buldum. Hikayenin sonundan ya da ortasından anlatmaya başlayıp zaman atlamaları ile çok da kafa karıştırmadan akması hoş bir kurgu oyunu olmuş. Biri kendini beğenmiş eski kafalı bir dedektif, biri ise kuralcı ve yeni nesli temsil eden iki “zıt karakterli ortak” formülü çok eski olsa da, hala başarılı olduğunu kanıtlıyor The Good Guys.

İlk fırsatta izlemeyi düşündüğüm Boardwalk Empire başka bir yazıya artık…

Dip Not: Fikirleriniz için, bilgi eklemek için ya da merak ettiğiniz bir dizi hakkında sorularınız için yorumlar kısmına mesaj bırakabilirsiniz.

Reklamlar