Etiketler

, , ,

Prenses, iplerle elinden kolundan bağlı, denizden gelen ahtapotvari yaratığın (kraken) onu almasını bekliyor…

Tarkan filminden değil geçen haftalarda gösterime giren Titanların Savaşı adlı görsel efekt canavarı Holywood aşuresinden bahsediyorum. Aşure diyorum çünkü 3 boyutlu, fantastik, mitolojik, yakışıklı erkekler, güzel kadınlar, tanrılar, aksiyon, gerilim vs. her şeyi var ama ne yazık ki tadı yok!

Titanların Savaşı ne yazık ki çok şey vaat eden ancak vaat ettiklerinin çok azını vermeyi başarabilen bir yapım. 3 boyutlu olmasında bile sorun var sanki. Çok hareketli savaş sahnelerinde gözünüzün önünde uçuşan renkler dışında hiçbir şey görmediğiniz gibi ciddi bir baş ağrısı da kazanmanız cabası.

Kurt yerine Kanatlı At!

Tarkan filmi dedik ya, ne kadar benzeştiğini iyice değinelim sonra da Holywood’tan aslında yıllarca ilerde olduğumuz kelamını edelim. Ne de olsa biz teknoloji dışında tüm bu senaryo ve karakterizasyonu zaten biz  bu derece yapabiliyorduk.

Üç beş savurmada kılıç ustasına dönüşen baş karakter, ölmek için adeta can atan yan karakterler ve baştan sona kurban modunda dolaşan prenses… Ha bir de Hades iniyor insanların arasına (boru değil Tanrı), yıkıcam buraları diyor herkesi bir feryat bir figan alıyor. Ulan biriniz çıkıp da yav bu adam kralığımızı suya gömecek, kalkak gidek buralardan o zaman, demez mi? Neymiş efendim tanrının bir oğlu varmış da bunun yanına üç beş adam verelimmiş. Cadıların yanına gidip tanrıları nasıl durduracaklarını öğrensinmiş… O cadılar sahnesi zaten sanki 300’den çalıntı gibi.

Bir de şu Pegasus dedikleri kanatlı atlardan var. Rivayete göre hiçbir insan binemez ancak kahramanımız Perseus’un (yarı tanrı olduğundan mütevellit herhalde) kıçının dibinden ayrılmıyor bu kanatlı atlardan birisi. Atıl kurtu geçtim, oğlum git terliklerimi getir dese getirecek yani o derece.

Filmdeki tek orijinal detay “cinler”i eski bir ırk gibi vermeleri ve cinlerin de devasa akrepleri binek olarak kullanmaları olmuş. Oryantal kaynağından esinlenip bu yaratıkları bir de doğululara benzetmeleri biraz rahatsız edici olsa da affettik gitti. (İn mi cin mi bilmiyorum ama yaratık sürekli “together” deyip birliktelik, barış mesajları verip durdu, sen koskoca olimposlu savaşıp dur… Sözüm sana ey antik yunan duy, duy da uyan! )

Toplama film olmuş açıkçası. Liam Neeson, Ralp Fiennes harcamış kendini. Yeniden çeviriymiş, yeniden çevirmeselermiş keşke diyesi geliyor insanın.  Baş roldeki Sam Worthington, Avatar’dı, Terminatör’dü derken biraz daha dikkatli giderse ciddi anlamda gelecek vaat ediyor dikkat etmek gerek.

Not: O değil de, 3 boyutlu ayağına sinema ücreti de üç boyutluydu. Olan bize oldu, gitti paracıklar…

Reklamlar