Etiketler

, , , ,

stargate-universe-poster

Stargate Evreni’ne Yeni Bir Yaklaşım: Stargate Universe

Ekim başı itibarıyla Amerikan Syfy kanalı yeni bir diziye start verdi: Stargate Universe. Stargate SG 1 ve Stargate Atlantis sonrasını anlatan, adından da gayet açık bir şekilde anlaşılacağı üzere Stargate filminden esinlenen bu “evren” üçüncü dizisini de doğurdu. Daha öncekilerin on sene ve beşe sene gibi uzun süreli yayın hayatları oldukları için Stargate’in ileride muadil bir Star Trek olacağını düşünenlerdenim.

Stargate Universe’e gelecek olursak. Bu yeni dizi, özel bir Yıldız Geçidi aracılığıyla galaksiler ötesinde hızla ilerlemekte olan kadim bir uzay gemisine yolculuk eden ve bu eski, dökülme alametleri gösteren gemide mahsur kalan bir grup insanı konu alıyor. Biraz Battlestar Galactica ile Star Trek kırması gibi görünse de beslendiği Stargate kültürüne ihanet eden bir yaklaşım henüz göremedim. (Bu yazıyı yazarken henüz ilk iki bölümü izleme şansı bulduğumu belirtmeliyim.) Kahramanlarımızın kontrolleri dışında yolculuk eden bir gemi, “kimsenin gitmediği yerlere” yolculuk ederken insanlar arasında da bir karar mücadelesi var. Geri dönmek için mi uğraşmalılar yoksa bu geminin “kader”ine mi ortak olmalılar? Zira geminin adı “Destiny”(yani Kader).

İlk bölümde kahramanların bu gemiye gelişini anlatan “flashbackler” ile “Lost”a da göz kırpsa da ileride bunları görmeyeceğiz diye düşünüyorum. Bu yöntem kahramanları daha iyi tanımamız ve hikayenin bulunduğumuz noktaya nasıl geldiğinin anlatılması için kullanılmış gibi duruyor.

Daha önceki dizilere göre artıları ve eksilerine de kısaca değinmek gerekirse; karakterler daha gerçekçi, çok daha derinlikli ve işlenebilir görünüyorlar. Daha önceki dizilerdeki gibi “evrenin en zeki adamları”, “yüzlerce uzaylıyla tek başına savaşacak askerler” gibi yüceltmelere yönelik bir ipucu görmedim, bu sefer karakterlerimizin daha çok “zaafı” var. Bu da aksiyonu düşürüyor. Kişisel sorgulamalarla dolu uzun diyalogları ve dramatizasyonu getiriyor. Battlestar için tutmuş bir formül acaba Stargate evreninde ne kadar işe yarayacak? Ne kadar sürdürülebilecek? Ancak gizemli, ağır anlatı stili ileride bırakılıp de eski dizilerdeki “sığlığa” (lütfen negatif algılamayın, ben de bir Stargate hayranıyım ancak eski dizilerdeki karakterlerin tek yönlü ve sığ olduğunu kabul etmemiz gerek.) geri dönüp de aksiyon ve görsel efekte sarılırlarsa bence ciddi anlamda düşüşe geçerler. Uzun diyalogları da dengelemeliler, yoksa seyirciyi sıkmış olurlar.

En büyük kozları gizem, bilimkurgu yoğunluğu, görsellik ve şu anda devam eden tek “uzay dizisi” olmaları gibi duruyor. (“Star Wars: Clone Wars” animasyon dizisini saymıyorum ancak en az bir dizi kadar başarılı senaryosu ve muazzam görselliği ile zira Clone Wars da bilimkurgu sevenlerin kaçırmaması gereken bir deneyim.)

stargate-universe1a

Umuyorum ki Stargate Universe bu artılarını geliştirir ve sezon ilerledikçe bize tadına doyamayacağımız, özgün, yaratıcı ve şaşırtıcı hikayelerle bezenmiş bölümler sunar. Biz de aklımızdaki sorulara tatmin edici yanıtlar bulur ve endişelerimizi unutup gideriz.

Zamanla dizi kendini nasıl konumlandıracak? Bir melez olmasına rağmen özgünlüğünü yaratıp sıyrılabilecek mi yoksa sonradan ekleme bir organ gibi sarkacak mı? Zannediyorum izleyip öğreneceğiz…

Keyifli Seyirler Dileğiyle…

Bahadır İçel

Reklamlar