Etiketler

, , ,

internet_by_gabrielbr

 

 

İnternetin Sonu: İnternet 2

 

İnterneti yok edilemez bir global ağ olarak görenler sıkıca bir yerlere tutunsunlar çünkü en geç önümüzdeki yirmi yıl içerisinde internet tarihteki yerini alacak. Şu anda var olandan daha hızlı, daha güvenli ve daha sistemli bir yapının testleri tamamlanmak üzere: İnternet2.

 

Birincisi çok sevildiği için ikincisinin yapıldığını zannetmeyin. Bilgi aktarımını hızlandırmak, internette yaşadığımız güvenlik sorunlarını gidermek hedefleniyor ama bu aynı zamanda gönderilerimizin kontrol edilmesi ve global özgürlüğün hukuklaşarak kanunlar altına girmesi anlamına da geliyor. 

 

Bir kısım açık kaynaklı yazılımlarla internette çeşitli platformlar oluşturan özgürlükçü gruplar, İnternet2’nin ABD gibi güçlü devletlerin gözetimi altında, kontrollü ve bağımlı ağ sistemi olduğunu söyleyerek yeni teknolojiye çekingen bakıyorlar. Diğer yandan ise çeşitli hacker atakları ve güvenlik sorunları yaşayanlar ise internetin daha güvenli bir hale gelmesini savunuyorlar. İnternet2 hangi sorunlara ne kadar yanıt verecek ya da ne zaman tüm dünyanın kullanımına geçecek bilinmez ancak şu anki internetten daha hızlı ve güvenli olduğu da su götürmez.

 

İnternet2 dediğin?

 

İnternet 2, bir diğer adıyla UCAID (University Corporation for Advanced Internet Development – Gelişmiş İnternet için Üniversite Birleşmesi) kar amacı gütmeyen bir konsorsiyumla bir araya gelip network teknolojileri geliştiren 208 üniversite ve onları destekleyen 60 şirket tarafından oluşturuldu

 

Şimdilik üniversiteler arasında bir deneme altyapısı olarak çalışsa da günbegün bu altyapıyı kullanmak isteyen, bu ağda çalışmalar yapan kurumların sayısı giderek artıyor. 10 Milyon Dolarlık bir yatırımla kurulan Abilene Network ve daha günlük kullanımlar için geliştirilen vBNS aktif olarak deneme kullanıma sunulmuş projeler. Hala geliştirme ve iyileştirme süreci devam etse de üye kuruluşlar bu altyapıları belli kısıtlamalarla yaklaşık on senedir kullanıyorlar.

 

Neden daha hızlı bir internet?

 

Hala, posta güvercinlerinin hızını geçemedik de o yüzden. Birkaç zaman önce e-mail kutularında dolanan bir maile göre İsrail’deki ADSL sisteminden memnun olmayan bir grup internet kullanıcısı, Ohalo kentinde toplanmış ve toplamda 4 GB tutan birkaç hafıza kartını posta güvercini ile 100 km mesafedeki başka bir kente göndermiş. Güvercinle aynı zamanda 4 GB’lık bir veriyi aynı şehre göndermeye başlamışlar. Kuş, 2 saat 17 dakika sonra işini bitirirken, İsrail’in en hızlı bağlantısı olan 2,27 Mbps hala uğraşıyormuş. Güvercinlerle dosya transferi konusunda hala ısrarlı olanlar varsa da internetin geleceği belli ki bu değil. Bir macera filminin devam bölümü gibi isimlendirildiğine bakmayın, “Internet2”, internetin gelecekteki hali olabilir.

 

Peki, İnternet2’nin İnternet’ten hız olarak farkı ne olacak. Şu ana kadar yapılan ölçümlerde İnternet’in ulaşabildiği maksimum hız 4,23 GBps (saniyede 4,23 GB) olarak ölçülmüşken İnternet2’nin 7,21 GBps’a ulaştığı gözlenmiş ve gelişmelerle birlikte bunun 10 GBps’a çıkarılacağı söyleniyor. 

 

Bu hız bizler için internetten film indirmek ya da daha rahat televizyon izlemek anlamına gelse de elbette bilim bizim keyfimizin kahyası değil. Genelde uzak mesafelerdeki araştırmacıların çalışmalarında ağlardaki aşırı yoğunluktan ağırlaşan indirme süreleri, server iletişimlerinde yaşanılan aksilikleri gidererek bilimsel araştırmalarını daha hızlı yapmak istiyorlar.

 

Bizler bir filmi arkadaşımıza gönderdiğimizde ya da internetten en sevdiğimiz dizinin son bölümünü indirmeye başladığımızda dünyanın başka ucundaki kritik bir kalp ameliyatını online konferans şeklinde yapmaya çalışan doktorları, bir teleskopun elde ettiği verileri paylaşmasının engelliyoruz. Bizim gibi kullanıcılar arttıkça ve bilim insanları için saniyeler kayboldukça yekunda insanlığa çıkan fatura kabarık oluyor.

 

Internet2, İnternetten farklı olarak önce kurulmuş bir ağın tüm dünyada geliştirilmesi gibi açık bir yazılıma ve kullanıma sahip değil. Bir konsorsiyumun kontrolü altında yöneticisi ve yönetim kurulu olan, belli başlı laboratuarlardan kontrol edilen, hükümet destekli, ciddi bir markaya sahip bir oluşum. Böyle olunca da halka açılması ve kullanılması pek çok aşamayı ve endişeyi yaratmayı başarıyor. Bu da kullanıma geçme süresini uzatıyor. Ancak söylenen o ki 2007 sonundan itibaren üniversiteler dışında da kullanıma açılacak. Fakat bu konuda Amerikalılar yine tek başına değiller. Abilene Network’ün bir rakibi de var.

 

Almanya kısa bir süre önce G-Win adını verdiği bir ağ geliştirerek hızlı iletişim ve erişimde yarışa hızlı bir giriş yaptı. Alman Araştırma Ağı tarafından kurulan G-Win’e üye üniversite ve araştırma kurumu sayısı en son 700’ü aştı ve artmaya devam ediyor. Henüz bu iki sistemi karşılaştırma gibi bir lüksümüz yok ancak G-Win kullanım kolaylığına rağmen İnternet2 kadar etkin ve çözüm sunar gibi gözükmüyor.

 

the_internet_by_sylunee 

 

İnterneti Bekleyen Sorunlar ve İnternet2’nin Sunduğu Çözümler

 

İnterneti bekleyen sorunlardan biri de IP numaralarının bitmesi. Dolayısıyla İnternet2’de 16’lık IP numaraları, multicasting, OoS gibi network uygulamaları geliştirerek veri adreslerindeki tıkanıklıkları aşmak hedefleniyor.

  

İlk etapta sadece eğitim, bilimsel araştırmalar, tıbbi konular, askeri iletişi ve medya öncelikli olarak kullanıma sunulması planlanıyor. Bilimsel çözüm sağlamak esas alınıyor, bizim film indirme hızımız değil. Ancak tabi ki bir süre sonra bilimsel kullanımdan çıkıp da ticarete açılması da kaçınılmaz. Bunun için güvenlik sistemlerine sahip olan İnternet2 çeşitli onaylardan geçip sık sık kontrol altında tutulacak. Böylece İnternet2’nin “istenmeyen” şeyler için kullanımı en aza indirilmiş olacak. Tabi ki bu “kontrollü kullanım” akla “komplo ve global güçler” gibi terimleri de getirmiyor değil. Yazdığınız, paylaştığınız her şeyi birileri görebilecek; gerçi şu anda bile görebildikleri iddia ediliyor.

 

Açıklığa çıkması gereken bir husus da İnternet2, İnternet’in görevine soyunan bir network değil. Kurucuları bunu sık sık dile getiriyor. Uzmanlar, zaten saniyede ortalama 6 GB yazacak bir sabit diskin varlığı da söz konusu değil diye hatırlatıyorlar.

 if_internet_were_controlled_by_spble

Sanal Kıyametin Kehanetleri

 

Tüm bu tartışmalar bizi adım adım sanal ve global bir devlet olan Küresel e-Devlet gerçeğine götürüyor. Kulağa bilimkurgu gibi gelse de eğer gelişmeler tahmin edilen yolu izlerse en fazla yüz sene içerisinde her tür devlet işini internetten yaptığımız (buna başkanlık seçimleri de dahil…) sanal bir devlet bizi bekliyor olacak. Kara sınırlarını hiçe sayan, uluslar arası yapısında devletler üstü kanun ve işleyişe sahip olan bu Küresel e-Devlet bir tekno-tekel tek güce dönüşür mü yoksa devletler bunun karşısında durup üçüncü bir dünya savaşına yol açar mı bilinmez. Ancak insanoğlu var oldukça ve komplo teorileri yazılmaya devam ettikçe, teorisyenler bu tarz bir sanal-global çatının yaratacağı ortamın herkesin mutlu olduğu, eşitlikçi bir ortam olmayacağı hususunda birleşiyorlar. Gelecekle ilgili beklentiler genelde karanlık görünüyor ve hemen hemen her türlü sanal-global bir yapının terörizmi besleyeceği savı ortalarda dolaşıyor. Çünkü belli güvenlik prosedürleri ve birimleri yaratacak olan bu yapıda devlet içinde oluşan polis devletçikleri kaçınılmaz olarak görülüyor.

 

İnternet2 gibi teknik bir konu hakkında araştırma yaparken nasıl olup da buralara geldiğimizi sorgulamayın, keza şu an bile banka yatırımlarımızdan ödemelerimize, iletişimden çeşitli resmi başvuruların takibine pek çok şeyi internet üzerinden yapıyoruz ve her geçen gün öğrenen bu evcil hayvanımızın, gün gelip de bizi ısırabilme potansiyelinin farkında değiliz. Umarız ki bu dünyayı kaplayan ağlara sahip icadımız sahiplerine çekmesin ve bizi adım adım sanal bir kıyamete sürüklemesin…

 

Bahadır İçel

(Bu yazı 2007 Yılında Bir Eğitim Dergisinde Yayınlanmıştır.)

 
esc_by_ttr2
 
 

 

Reklamlar