Etiketler

, , ,


Renkler su üstünden dans ediyor ve şekilden şekle yoğruluyorlar. Ebru, kimilerine göre tanrının kutsal dokunuşu, kimilerin göre evrenin ruhunun yansıması. Her ne olursa olsun son zamanlarda unutulmaya yüz tutan bu Türk sanatının ruhani bir yönü olduğu inkar edilemez.

Farsça kelime anlamını suyun yüzü olarak çevirebileceğimiz ebru sanatı belki de sırlar aleminin güzelliklerini önümüze sunan yegane sanat. Yoğunlaştırılmış suyun üzerinde yüzdürülen doğal boyalar, bu hallerinde şekillenip kağıda aktarılıyorlar. Peki, ortaya çıkan eser ne anlam taşıyor ve bize ne anlatmaya çalışıyor? Haydi, gelin birlikte ebru sanatının ruhani derinliklerinde bir yolculuğa çıkalım. Ayrıca bu yolculukta ebru sanatının merhalelerini ve nasıl yapıldığını da öğrenme şansı bulalım.

ebru_sanat_le_yaplm_krmz_gl3


Geçmişte ebru yapan, ebruya gönül vermiş kişilere göre yaratılmış her şeyin kendine göre canı, teni, şekli, rengi ve dokusu vardır. Dolayısıyla ortaya çıkan her şekil ve rengin bir uyumu, ahengi olacaktır. Her canın bir teni, her tenin bir hareketi, her hareketin bir sesi ve her sesin bir rengi ve tınısı vardır. Ebru üstatları, allahın izniyle suyun, boyaların ve cisimlerin bu güzelliklerini ebru yoluyla dile getirdiklerini söylerler. bir sırrın, kutsal bir gizin ifadesidir ebru. Renkleri, dokuları, hareketleri ve sesleri harmanlayan bu sonsuzluk harmonisi içinde herkes kendi yeteneği doğrultusunda bir şeyler yakalar. Bu harikalar panayırında, bu alemler pazarında herkes kendince bir şeyler derler toparlar, derleyip toparlandıklarına kendi kendine beliren oluşumdan da bir şeyler katarak onu yine o’nun pazarına arz eder.

Aynı şairlerin ve yazarların edebiyatta yaptıkları, müzisyenlerin müzikte, ressamların resimde yaptıkları gibi ebruzenler de renkleri derleyip toplar ve onlara bir ifade kazandırırlar. Yukarıda belirttiğimiz gibi ebru ustalarına göre her şeyin bir rengi, bir musikisi ve bir mizacı söz konusudur. bu noktada aynı musiki çeşitlerinin farklı duygulara hitabı gibi renklerin de insanın bakışına bir hitabı söz konusudur. Ebru işte bu renklerden oluşan boyaların su üstündeki sonsuz dansıdır. Zıtların uyumunda, ahenginde dönen bu devranda, hayatın akışı ve insanın bakışı trafiğinde uyumsuzluk görüntüsü veren durumlarda yorulan insan, bu aldatıcı görüntünün özündeki uyumu açığa çıkaran durum ve ortamlarda rahatlar. Böylece ebruyla uğraşan kişi ruhunu görselleştirmiş, çeşitli renklerin sesleriyle ruhunu seslendirmiş olur.

Çoğu zaman da ebru üstatları yaptıkları eserlerde gördükleri yansımaları Allahın suretlerine yorarlar, o tabi oluşumu perdenin ötesinin görünmesi, kutsal suretlerin gölgelerinin zuhur etmesi gibi güzellik ve sırlarla örtülü bir ermişliğe vardıklarını düşünürler. Ruhani ve dini rahatlama bahşettiği tartışılmaz bu sanatın bu bakış açısı tamamen kişisel olmakla birlikte, dinlendirici ve rehabilite edici etkisi psikologlarca da kanıtlanmıştır.

Dünyanın pek çok yerinde insanların zihinlerini dinlendirmek için yaptıkları pek çok terapi söz konusudur. ebru ise eskiden beri Türk uygarlıklarında en etkili terapi yöntemlerinden biri olarak kabul görmektedir. Gönül, zihin ve ruh dinginliğini hedef alan bu terapiler çok yönlü yararlar sağlamaktadır. Ebru sanatının ruha hitap ettiğini, bu sanatı uygulayanlar ile çıkan ebrulara bakanların, insanın özünü keşfetmesi ve maneviyatını güçlendirmesi yolunda ilerleme kaydettiğini daha eski zamanlarda bile anlamış insanoğlu.

Ebrunun en önemli özelliklerinden biri de kullanılan malzemelerin tamamen doğal olmasıdır. geçmiş zamanda ebru yapmak için sığır ödü ve akdeniz çalılarından elde edilen kitre, toprak ve bitki renkleri kullanıldığı gibi fırça yapmak içinde gül ağacı ve at kılı kullanılmıştır. Bu gizemli sanatın geleneksel ve tedavi edici yanını görebilmek için geleneksel malzemeleri kullanmanın önemi büyüktür. ebrunun tedavi edici özelliğinin, sentetik boyalar kullanıldığı takdirde büyük ihtimalle kendini göstermeyeceğine inanılır. Toprağın kendi doğal renkleri ve doğal ahengi kendi içinde bir terapi etkisi yaratıyor zaten. Ebrunun neden terapi için kullanılabileceği ve psikolojik açıdan konusunda birkaç araştırma mevcut ve en azından ebrunun insanlara bazı noktalarda telkinler yapıp rahatlamalar sağladığı tespit edilmiş. Örneğin ebru sanatı insanları iletişim kurmaya itiyor, insanın kendine olan güvenini arttırıyor, kendini daha büyük bir güce teslim etme duygusuyla inancını geliştiriyor ve sabit fikirlerden kurtulmasına katkıda bulunuyormuş.

Ebrunun bu özelliği sayesinde uygulanabilirliğinin geniş yelpazesi ile tanışıyoruz. bir yandan depresyonda olan veya sinir hastası olan insanlar için yardım aracı olurken bir yandan da ruhsal aydınlanma arayışında olan insanlar için değerli bir hizmet aracı olabiliyor.

Bu ruhani yanı güçlü kağıt süsleme sanatı Osmanlı’dan beri usta çırak usulü ile öğretilmeye devam ediliyor. Sanatçının iradesi olduğu kadar kullanılan malzeme, yöntem, ortam gibi birçok değişkenden de etkilenen bir sanat ebru sanatı. Yapımı emek ve dikkat isteyen bir sanat çünkü tekrarı ya da yapım esnasında bir şey yapıldığı an geri dönüşü olmayan bir sanat.

Geleneksel el sanatlarımızdan olan ebru sanatı yakın zamana kadar kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya idi. ancak son dönemde süsleme olarak kullanımının artması, farklı devletler tarafından sahiplenilip malzemelerinin üretilmeye başlaması ile tekrar hayata geri dönen bir sanat. Acı bir ironidir ki bizim geleneklerimizden bir sanat olmasına rağmen, korumayı ve sürdürmeyi bilemeyişimizden dolayı başka devletlerce sahiplenilmiş ve malzeme üretiminin bile başka devletlerce yapılıyor oluşudur. Ruhani yanı yüksek, özgün bir sanata sırt çevirdiğimizi fark etmemiz ve belki de günümüzün metalarına bağlı ruhsuz bir kimliğe savrulurken kim olduğumuzu tekrar keşfetmemizin ve ahlaki uyanışımızın başlangıcı olacaktır.

Yazımızı sizlere ebru sanatının nasıl yapıldığını anlatarak tamamlamayı uygun gördük. Doğru malzemeler ve ortamda aslında yapılması o kadar da zor ve maliyetli bir sanat değildir.

Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom da olabilir) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanmış olunur. Beklemeden sonra ortaya çıkan karışım ebru esnasında sulandırılarak kullanılacaktır. Ebru yapımı esnasında boya açılmıyorsa içine bir miktar öd daha katılır. Rengi açmak için su kullanılır.

Ebru yaparken unutulmaması gereken bir husus, bir ebru çalışması bir defaya mahsustur. Düzeltme, yeniden yapma gibi bir şey söz konusu değildir.

Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır. Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil kabaca neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır.

Boya damlatılmış tekneye kağıt sermek bir sonraki aşamadır. Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.

su yüzeyinde meydana gelen şekiller ilk etapta çok soyuttur. Bu noktada ufak tefek rötuşlar ve düzenlemeler yapılabilir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.

Bu ebru tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebru tipleri oluşmuştur. Özellikle ilk zamanlarda belli tipler ve yöntemlerle çalışan ebru sanatçısı zamanla kendini geliştirir.

Bahadır İçel (Bir magazin dergisi için hazırlanan makale taslağından alıntıdır.)

 

Reklamlar