Etiketler

, , , ,

the-wild-bunch-1-1024

Adaletsiz Bir Kanun: Amerika

Geçenlerde 1969 yapımı The Wild Bunch’ı izledim. Başarılı western örneklerinden biri. Tüm film boyunca kendime sormadan edemediğim bir soru olduğunu fark ettim. Pek çok western filminde olduğu gibi yine banka soymak, trenlere baskın düzenlemek, köy basmak gibi pek çok kanunsuz iş yapan silahşörlerin derin bir onur duygusu ve ölüme bile omuz omuza gittikleri gerçeği söz konusu idi. Bir kez daha o sistem, demiryoluna, şeriflere direnen vahşi batı asileri kahramanlaştırılıyor, yaptıkları eylemlerin yanlış olduğu göz ardı edilerek kendi kurallarını yaratan bu karakterler haklı çıkarılıyordu. Peki, neden bir kültür bu tarz ikonalara ihtiyaç duymuştu?

Hollywood’un Amerikan ve dünya kültüründeki tartışılmaz yerini kabul edecek olursak bunların yalnızca eğlence ve para kazanma amacı ile yapılmış filmler olduğunu düşünmek yetersiz olacaktır. Keza pek çok Amerikan – Kolonist Briton kitaplarında da merkeze başkaldıran ve kendi özgürlüğü ile kanunları tekrar yaratan ikonalar söz konusu değil midir zaten?

Bu bağımsızlık mücadelesinin haklılığını tartışma amaç ya da gayretinde değilim, benim dikkat çekmek istediğim nokta bu mücadele için kullanılan yol. Kazanmak için her yol mubahtır mantalitesi. Bu bence günümüz Amerikan düşünüş tarzına da çok iyi uymakta. Rekabetçi ve kendini haklı gören, özgürlük ve eşitlik gibi değerleri yüceltirken bunlara ulaşma yolunda empati kurmaktan kaçınan ve sonuç için verilecek diyetin büyüklüğünü dikkat etmeyen inatçı bir ulustan söz ediyoruz. Ya da uluslar topluluğu-birleşik devletler mi demek lazım? Kendi içinde güçlü asimilasyon politikaları ile halklarını baş eğdirip tek potada eritirken Kızılderililerden başlayıp Meksikalılara ya da göçmen olarak topraklarına sığınan diğer vatandaşlarına uyguladıkları politikaları iyi gözden geçirmek gereklidir. Çeşitli renklerdeki pasaportlarla vatandaşlığı özendirip vaatlerinin yarısını gerçekleştirmeyen topraklarında bağımlı bir ulus yetiştirmeyi başarmış bu dünya bekçisi için aynı geçmişindeki inatçı, despot ve işlediği suçlara rağmen kendini haklı çıkarmaya çalışan kanunsuz silahşör demek yanlış olmayacaktır.

Dünyanın her yerine müdahale etmek ve “özgürlüğü” getirmekten geri durmayan, kendi paranoyası içerisinde dünyayı kontrol etmek için yetiştirdiği teröristlerce vurulduğunda buna içerleyip başka düşmanlar, başka hedefler yaratmaktan çekinmeyecek kadar hayalperest bir ülkeden söz ediyoruz.     

Nereden yine buraya ulaştım? En iyisi fazla uzatmadan toparlamak. O el üstünde tutulan Hollywood ürünlerine birazcık dikkatli bakacak olursak aslında Amerika’nın kendini nasıl ele verdiğini daha iyi görebileceğiz… Dünyanın kanunsuz jandarması, güneş batarken atının üstüne atlayıp uzaklara gitme zamanı geldi de geçiyor bile…   

Reklamlar