Etiketler

, , ,

Aşk Ürünleri Dükkanı

broken_promise_by_micchu

 

Yapay kalbiniz var mı? Benimki kırıldı da…

 

Dördüncüden sonra değiştirmiyoruz dediler. Tezgahtar bana el altından kaçak bir tane ayarlayabileceğini söyledi. Ama garantisi yokmuş. Birkaç sene seni götürür abi, dedi. İçindeki umutlar Çin malıymış, ucuz ve adi… Oysa ben ilk günkünü arıyorum. O değerini bilemediğim masumiyetimle kıpırdanan orijinal parçacığı. Ona tekrar sahip olamamak korkutuyor beni.

 

Dur bakayım nasıl kırıldı benim kalplerim?

 

İlki şehir dışında giden bir otobüsün tekerleri altında kalmıştı.

İkincisi değer bilmeyen ellerden düştü, soğuk betona çarptı boğaza bakan bir gecenin karanlığında.

Üçüncüsü oyuncak oldu minik ellerde ve daha yenisiyle değiştirildi.

Dördüncüsü ise bir bateriste davul oldu, bir kereye mahsus olmak üzere ve güzelce parçalara ayrıldı.

 

Şimdi yenisini arıyorum.

 

Eskilerin parçalarından toplayıp bir araya getirdiğimin ritmi bozuk çünkü. Tam çalışmıyor ve bu da beni korkutuyor. Güvensiz, dengesiz ve şimdi onu başka ellere vermek üzereyken onu da kaybetmekten korkuyorum. O zaman mecburen sahte hayallerle dolu olan Çin malına kalacağız, gerçi şu aralar pek makbul, toplumun elleri onlarla dolu.

 

Her neyse ben yeni bir kalp sormaya gelmiştim size veyahut şu elimdeki geçmişten bozma kalp için ne yapabilirsiniz bunu öğrenmek için…

 

Merak etmeyin, benimkinin öyle aynalı özellikler yok. Anıları fotoğraflayabiliyor sadece ve kısa mesajlar atabiliyor güzelcene. Hepi topu bu. İçinde oyun falan yok, ne yazık ki fazla dürüst. Yeni yazılımları da kabul etmiyor, pek bir melankolik canım. Gözü hep eskilerde. Öyle janjanlı, polifonik, videolu mesajlar da alıp veremiyor. Kim bilir, istemiyor belki de. Onun için sade ve samimi olması önemliymiş. Hani diyorum var olan özelliklerini korusak da şu geriden gelen takvimin bir düzeltsek önce. Böylece hafızasına düşen mesajlar gecikmez bari.

 

Yok yok, içine oyun falan almayayım.

 

Zaten kullanamam öyle ikircikli, alengirli şeyleri. Dürüst olmayı bilirim ben ve çok sevmeyi. Galiba bu üretim hatası. Şarjında fazla yükleme yapıyor. Çok, deliler gibi sevmemi sağlıyor bu kapsama alanıma giren insanları korkutarak. O insanlar ki hayatın dağdağasında kendi kısıtlamalarıyla yaşayan, yeni çağa ayak uydurmuş modeller benim ki kadar şeffaf olamıyorlar. Ya karanlıkta gece gibi yanan fosforlu kapakları ya da her gün her gün değişen renkli kapakları var onların. Ne benimki gibi numaraları silinmiş tuşlara, ne de sağı solu çizilmiş, boyaları silinmeye yüz tutmuş bir renge sahipler. Aralarından içindeki devreler görünmüyor onların. Dağılma tehlikesiyle karşı karşıya değiller.

 

Yeni bir hat da istemem. Bütün cızırtılarına ve geç düşmelerine rağmen seviyorum ben ilk hattımı. Gerçek dostlarım bu hattı biliyorlar, buradan arıyorlar beni. Şimdi yenisini onlara versem değişti derler. O da çağa ayak uydurdu derler. Ben demiştim çünkü bazıları bunu yaptığında.

 

Düşündüm de ben bu elimdeki iğreti kalbi kullanmaya devam edeyim en iyisi.

 

Düşerse tekrar toparlar ve yapıştırırım birbirine. Her seferinde eksik bir parçadan dolayı küçülüp yok olana kadar idare ederim herhalde. Yok olduğunda da hepten kapatırım hattı. Şarjını bitirir, listedekiler silerim, eski mesajlar ve anılarla beraber.

 

Sinyal yok.

 

Bahadır İçel – Ocak 2007

Reklamlar