Etiketler

,

Vize Gezisi’nden Notlar…

Bugün Kırklareli’nin Vize ilçesinde idim. Uçsuz bucaksız görünen ovalara ukala bakışlar atan bir tepenin kıyısına kurulmuş küçük bir ilçe Vize. Ancak tarihi ve turistik yerleri o kadar zengin ki, bugünkü kısa turumdan sonra sizlere Vize’yi biraz tanıtmayı borç bildim kendime.

Vize, antik çağda Traklar’a, daha sonra Büyük İskender’in emrine daha sonra Doğu Roma İmparatorluğu ve Bizans’a, elbette son olarak da Osmanlı İmparatorluğu’na ev sahipliği yapmış bir yerleşimin üzerine kurulmuş tarihi bir şehir. Belki ilgisizlik, belki yetersiz tanıtım belki de turistik bölgelerden uzak oluşu onu şu ana kadar ön plana çıkarmamış hiç.

Turumuzun ilk durağı hala ayakta kalmayı başarmış bir Osmanlı Hamamı idi. Restorasyon görmediği ve koruma altına alınmadığı için her geçen gün bilinçsiz kirlenme ve tahribatın tehdidi altında kalmış bu tarihi hazinenin içinde halen taş ibrikler bile görmek mümkün. Cumhuriyet’in ilanından sonra bir süre daha hamam olarak kullanılıp ek binayla modernleştirilmeye çalışılsa da daha sonra kendi haline bırakılmış. Hemen birkaç yüz metre yakınında da yeni restorasyon görmüş bir Osmanlı Cami’sini ziyaret etmeniz mümkün. Vize’nin Osmanlılar tarafından yapılmış en eski eserlerinden biriymiş bu cami de.

İkinci durağımız Bizanslılardan kalma ve Aya Sofya Camii’nin birebir küçük bir kopyası olduğu için aynı mimarın elinden çıktığını düşündüğüm ikinci bir cami (eski Haghia Sophia Kilisesi) oldu. Çevresi yeşillenip restore edildiği ve aydınlatma desteğiyle geceleri göz alıcı bir esere dönüştürülmüş olduğu için yegane sahiplenilmiş tarihi eser olmuş bu kilise-cami. Belki de camiye dönüştürüldüğü için sahip bulmuş kendine. Ancak onun da makus bir talihi var. Vakti zamanında devletten restore amacıyla kiliseyi alan bir mimar içindeki tüm tarihi değeri olan çalışmaları söküp kaçırmış. Daha sonra el konulup camiye dönüştürülmeye ve restore edilmeye başlanmış olsa da değerinden değer yitirmiş ne yazık ki.

Üçüncü durağımız Vize’nin en yüksek noktasına kurulmuş olan Vize (Bizye) Kalesi idi. Eski bir Bizans kalesi olan Bizye Kalesi’nin kapısı, hamam kısmı ve surlarından bir kısmı ayakta kalmış. Tüm ovaya hakim manzarası ile nefes kesici bir noktaya kurulmuş Vize Kalesi. Vize Kalesi’nden görülen yüksek rakımlı bir başka tepede ise Traklar’dan kalmış surları ve mağara ağızlarını görmek mümkün.

Dördüncü durağımız ise Doğu Roma İmparatorluğu’ndan kalma bir antik tiyatro idi. Bir kısmı çıkarılmış, bir kısmının ise topraktan altından çıkarma çalışmaları devam eden antik tiyatronun çevresindeki evler boşaltılmış. Arkeologlar, antik tiyatron çevresinde çok daha fazla eser bulmayı ümit ediyorlar.

Hava muhalefeti ve zamanımızın yetersizliği nedeniyle Trak mağaralarını gezme fırsatımız olmadı. Ancak ilk fırsatta tamamlamak istediğim bir tur bu.   

Ayrıca dünyaca ünlü Dupnisa Mağarası da Vize’nin birkaç saatlik uzağında bulunuyor. Hem tarihi hem de doğal bir kaçamak yapmak isteyenler için Trakya’nın yüreğinde keşfedilmemiş bir inci Vize.  Henüz profesyonel tur şirketleri el atmadığı için sizi gezdirecek bir Vizeliyi önceden bulmanız gere ki zaman kaybetmeden bu güzellikleri dolaşma fırsatınız olsun.

Reklamlar