şiir için arşiv

Kuralsız

Posted in Şiirler etiketler ile , , , on Ağustos 3, 2009 by bahadiricel

Kuralsız 

Bir yalan mı bu sığındığım?

Geçmişteki gençliğimin avuntusu,

Bir gölge hayallerden gerçeğe düşmüş.

Kırık bir aynada yansımış,

Faili meçhul bir görüntü gibi,

Sessizlikle kutsanmış,

Çığlıkların koridorunda yatan

Bir ceset

Bir ceset torbası…

 

Kollarında bir güven,

Korkuyla sıçradığım rüyalardan uzak,

Bir sığınma çabası,

Umarsız uykulardan çalınacak.

Bir yalnızlık arası,

Ömür sonuna kadar sürsün diye

Tanrıya ve kadere iman yeniden,

Kayıp olanı bulan,

Kendi kayıp ruhun,

Silueti içler acınası.

 

Yitip gitmiş sevdiklerin,

Mezar taşlarından yapılmış bir gemi

Selden kurtulmak için çifte ruhları doldurduğum,

Bir hayal serüveni

Ellerde kılıç, omuzda çanta, gözlerde umut

Ve prenses

Ve cüceler

Ve altınlar

Ve ejderha.

 

Gözleri aralamak tekrar,

Hayat dediğimiz rendeye

Binalar gökyüzünü yırtan

Beton cesetleri insanlığın

Kesilmiş taşların çığlıkları

Ayakkabılarımın altında

Kalbi durmuş anıların

Geleceğin ıssızlığında.

 

Uzak ormanlarda atan bir yürek,    

Sen ve benden başka kimsenin kalmadığı bir evren,

Güneşler bütünü

Patlamak üzere.

İnceldiği yerden kara deliklerin

Zaman akıp gitmek üzere,

Kırılmış bir kum saatinden

Firar eden kum zerrecikleri kılığında

Tebdil-i kıyafet.

 

Bir ten korkusu,

Teninin kokusuna karışmış.

Aşk dudaklarının ıslaklığında

Aslı gözyaşlarının.

Ve delik yüreğinden akan

Duyguları tutacak kabın sıcaklığı

Ellerimi yakan,

Maskelerin karanlığı

Yüzümü acıtan.

 

Ve aslan

Ve balık

Ve ceylan

Ve yılan

Ve kurt

Ve kartal

Ve kederli bir kuğu

Ve isimsiz düşman…

 

Ve biçimin kaybetmiş mısralar bütünü,

Eksik noktalamalarla yola çıkmış,

Bir yalanlar konçertosu

Kuralları yıkılmış edebiyatın,

Cümle olamamış kelimeler

Boğuyor benliği

Benlikleri

Ve sızı…

 

Kayboldum, bulsana beni…

 

Bahadır İçel – Ağustos 2007

Şairler Sonbaharda Ölür

Posted in Şiirler etiketler ile , , , on Temmuz 16, 2009 by bahadiricel

Şairler sonbaharda ölür,

Yapraklar hazan sarısı dökülür.

Topraktan tek bir gözyaşı süzülür,

Yüreğin o sırlı aynası örtülür.

.

Sahipsiz kalır dizeler,

Mısraların arası açılır,

Ne redif ne kafiye,

Gülemezler yaratıldığı neşe ile.

.

Bir çocuk bir şiir okur,

Yaşlı bir adam kör kalır,

Bir isim unutulur,

Bir şiir kaybolur zamanın içinde.

.

Gökyüzü kapanır kendi içine,

Tanrı küfreder kurduğu düzenine.

Yağmurla hayalleri büzülür,

Şairler sonbaharda ölür.

.

.

Bahadır İçel

Temmuz 2009

Bir Küçük Tabut

Posted in Şiirler etiketler ile , on Şubat 25, 2009 by bahadiricel

Gerçeklere gebe şiirler ağlatır kalemimi bazen. Bir anda gördüğüm bir haber, yaşadığım hüzünlü ya da mutlu bir durum tetiği çeker, içimdekileri kanatır. İşte bu şiir de öyle bir anda doğdu, zaten derdini de kendi içinde anlatıyor…

Bir Küçük Tabut

 

O küçük ellerin,

Soğuyor her saniye.

O yarım sözlerin,

Unutuluyor zihnimde…

 

Ne yaşadın,

Ne yaşamadın,

Tanrı bile karar veremedi.

İki gün erken doğdun,

İki yıl sonra ölesin diye mi?

 

Ocak 2009

YUVA(RT)

Posted in Şiirler etiketler ile , , on Şubat 3, 2009 by bahadiricel

YUVA(RT)

 

Neredeyim yine ben?

Bu yüzler, bu sesler, bu duygular kimin?

Burası neresi, bu hatıralar kimin?

Nerede olduğumu biri söyleyebilir mi bana?

 

O pencereden uzanan güneşin kollarını,

İçerideki loş kokulu havaya takılmış, tozlu yollarını,

Tavandaki nemle kabarmış boyalarını,

Gözüme sokma kaderden boyun eğmiş yaşlı ev…

 

Ben neredeyim dediniz?

Oradayım, buradayım,

Kah geçmişte kah gelecekteyim,

Kapının arkasında cevapları beklemekteyim…

 

Kilimini dokuyan ölmüş olmalı çoktan,

En azından masanda kirli bir dantel var,

Birazcık daha iyidir hiç yoktan,

Gözüme sokma bu sefilliğini yalnızlıktan suratını asmış ev…

 

Hala ülkemde miyim?

Yakın mıyım sınıra, yoksa başkente,

Kentlerin hangisi, ülkelerden hangisi?

Ben buranın vatandaşı mıyım, gurbetteki yoldaşı mıyım?

 

Çivilerini çakmış olan, harcını karmış olan,

Betonunu dökmüş, sıvanı sürmüş olan,

Çoktan toprak olmamış mıdır mezarında?

 Gözüme sokma üzüntünü, yastan kendini bitap koymuş dilsiz ev…

 

Nereden getirdiniz beni buraya?

Ölüydüm de mi taşıdınız, diriydim de mi sürüklediniz?

Ellerim kollarım açık da dilim neden bağlı,

Neden koydunuz beni bu evin salonuna, neden soğuk taşlarıyla öpüşmekteyim?

 

Lambaların patlamış, kabloların farelere yem olmuş,

Boyaların dökülmüş, merdivenlerin yıkılmış,

Babana küfredilmiş, anana tecavüz edilmiş,

Gözüme sokma perişanlığını, soyunu kaybetmiş, sahipsiz ev…

 

Nereden çaldınız beni ey eller?

Koydunuz bu evin koynuna,

Bu ev nerede, ben neredeyim?

Soydunuz ruhumu, devrimci mi faşist miyim?

 

Kendine inancı kalmamış,

Camları kırılmış, kapıları sökülmüş,

Tavanına kuşlar yuva yapmış,

Gözüme sokma yaralandığını kendini unutmuş paslı ev…

 

Nerede benim kundağım?

Anam, Anadolum, Babam, Soyum Sopum…

Hangi yollardan sürüklediniz beni,

Nereden geldim, nereye gitmekteyim?

 

Bu ev benim yuvam mıdır?

Kimler girmiş, kimler talan etmiş,

Kimler beni yetim, yalnız koymuş?

Neden bu evi çatım, neden beni bu evin sahibi yapmış?

 

Neredeyim ben, bilen varsa söylesin,

Bu evi kimler yaptı, kimler yıktı başıma,

Mimarının da, ustasının da, boyacısının da,

Allah belasını vermesin…  

 

Bahadır İçel – Ocak 2009

Mitoloji

Posted in Şiirler etiketler ile , on Aralık 24, 2008 by bahadiricel

machinery_of_the_stars_by_alexiuss1

Mitoloji

Sözlerimi kaybettim ben,

Kelimeler okyanusunda yalnız bir adam,

Kayıp bir bedevi,

Bir ruh, yolu olmayan,

Evrenin karanlığında…

Yıldızlara sorduğumda kimim ben,

Güneşmiş babam aymış ebem,

Bir tanrı imişim küçükken.

Sonra büyümüşüm,

Adam oluvermişim aniden…

 

Bahadır İçel – Aralık 2008

Aşka Çünkü Taktım Senin İçin…

Posted in Şiirler etiketler ile , , on Kasım 27, 2008 by bahadiricel

Geçen hafta grip oduğumdan dolayı haftasonunu yatağımda geçirmek zorunda kaldım. Annem ve babam beni iyi tanımışlar ki geçen gece beni pizza bahanesiyle yataktan kaldırdılar, eh bir kere de kalkınca o yorgan döşek hasta moduna giremedim bir daha. Bu günlerde de bol bol sevgilimle dolaşıp kendime sevgi dopingi yapıyorum, biraz da bu yüzden çok karamsar olmayan eski bir şiir seçiyim dedim (bu konuda çok başarılı olduğum söylenemez, geriye dönüp baktığımda aşkla iyimserliği çok fazla bir araya getirmiş göremedim kendimi, aman nazar değmesin bu günlerime…), hastalıktan kalkmamın şerefine…

 

Aşka çünkü taktım senin için…

 

Önce zaman,

Sonra sevgi,

Ardından benlik,

Son olarak hayat ektim toprağına…

Derimin içinde kancalar,

Kızamıyorum aldattığına,

Kahpelik bile ayrı çekiyor beni,

Ağlayan gözlerin bir de üstüne…

 

Ulan, evde yalnızlık kayboldu,

Kendimden istifa etmek istiyorum,

Her gittiğinde,

Başka kadınları sana benzetiyorum,

Her döndüğünde,

Küveti boşaltıp

Jiletleri çöpe atıyorum…

 

Aşka çünkü taktım senin için…

 

 

Bahadır İçel – Nisan 2007

One Night Stand

Posted in Şiirler etiketler ile , , , on Kasım 17, 2008 by bahadiricel

just_an_other_day_by_bluefley

One Night Stand

 

I’m hard to believe,

I’m hard to love,

But, I’m hard to sex,

That’s why, I say yes…

 

Bahadır İçel – Ocak 2007

 

 

 

 

Atatürk’ün Sesi…

Posted in Şiirler etiketler ile , on Kasım 10, 2008 by bahadiricel

10 Kasım sebebiyle kısa bir yazı ya da şiir yazmayı düşünürken eski yazılırımı gözden geçiriyordum. Bir fikir, bir hammade için… Çok fazla geriye gittiğimi fark ettiğimde artık çok geçti, aradığım yazıyı bulmuştum. Daha lise yıllarında yine bir 10 Kasım’da yazdığım, basit ve samimi bir şiirle karşılaştım. Anlatmak istediklerimi gayet güzel dile getiriyordu, bir gencin o içten diliyle yazılmıştı. Onu en çok hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, sevgili Atatürk’ün anısına…

31  

Atatürk’ün Sesi

 

Son zamanların değil, tüm zamanların gözdesi;

İşte o!Atatürk’ün sesi.

Eskiden gelir, yeniye,

Aydınlıktan doğar geriliğe.

 

Anlatır bize doğuşun o tatlı şarkısını,

Hüznün, zorluğun ezgisini.

Dinmek bilmez acıların namesini,

İşte o!Atatürk’ün sesi.

 

On kasımda soğuk busesinde durur ölümün,

Uğruna ölsem, yaralarımdan açacak her gülümün.

Duyduğum sözlerin en şahanesi,

İşte o!Atatürk’ün sesi.

 

 

Atam, sen rahat uyumaya çalış!

 

Bahadır  İÇEL – Kasım 1999

Aldatmak Sevmektir

Posted in Şiirler etiketler ile , , , on Kasım 9, 2008 by bahadiricel

obsession_and_frustration_01_by_wen_m

Aldatmak Sevmektir

 

Kalem ve kağıtla aldattım seni,

Onlar bile orospu oldular ellerimde.

Ne varsa bir yıkıma döndü,

Duaları unutmuş dillerimde.

 

Kimim ben?

Diye ihanet etti beynim,

Umursamadım,

Peki, kimsin sen?

Kim oluyorsun da hayatı çalıyorsun benden?

Sen sustuğunda martılar da susuyor,

Ecel bile konuşamıyor eskisi gibi

O törpülü sesiyle derinden…

 

Sonra yine aldatıyorum seni,

Deli gibi kıskansam da sana bakan gözleri,

Aldatıyorum bir kör kadınla,

Ellerim sarılıyor onun o ince beline,

Onun ağzına boşaltıyorum,

Kelimeleri, heceleri,

Ben dokundukça o kusuyor,

İçimdeki amansız ihaneti…

 

Dedim ya aşığım kalem,

Yatağım kağıt,

Tenimde tek bir hücre kalmadı,

Senle dağlanmadık…

 

Kalem ve kağıtla aldattım seni,

Onlar bile orospu oldular ellerimde.

Ne varsa bir yıkıma döndü,

Duaları unutmuş dillerimde.

 

Aldatmak için önce sevmek gerekir… Aldatılmak için önce aldatılmayı hak etmek…

 

Bahadır İÇEL – Ekim 2008

Hani tam uyuyordun ya, işte o zaman öldürdüm seni…

Posted in Şiirler etiketler ile , , on Kasım 2, 2008 by bahadiricel

Hani tam uyuyordun ya, işte o zaman öldürdüm seni…

 

Kayıp umarlarda yalın bir karanlık,

Sızmış yıldız ışığını boğarak,

Caddelerde hızla yol alan bir sızı,

Yol alıyor ruhumu çalarak…

 

Bir benlik karmaşası yalnızlığın ardında,

Kanamaktan usanmış bir duvarın kuytusunda,

Koparılmış kanatlarını arayan kelebekler,

Acı dolu bir gündüz uykusunda…

 

Yüzü olmayan bir dişi varlık,

Kabuslarımdan rüyalarıma sızarak,

Çalıyor hayal çocuklarımı,

Ağlayan gözlerini kapayarak…

 

Harfsiz kelimeler dizelerde,

Kelimesiz cümleler sayfalarda,

Sayfasız defterler raflarda,

Rafsız dükkanlar şehirlerde…

 

Gökyüzünde iri bir balık,

Boğazıma yükselen sevgimi kusarak,

Denizlerde boğuluyor kuşlar,

İsmimi defalarca haykırarak…

 

Öpüşürken bıraktığın terde,

Tuzlu bir tat dilimde,

Parçalanmış ciğerlerim ellerinde,

Jiletler var gözlerinin yerinde…

 

Uyu artık, neredeyse güneş yere değdi…

 

Bahadır İçel – Ocak 2007