Stargate Evreni’ne Yeni Bir Yaklaşım: Stargate Universe

Posted in inceleme etiketler ile , , , , on Ekim 7, 2009 by bahadiricel

stargate-universe-poster

Stargate Evreni’ne Yeni Bir Yaklaşım: Stargate Universe

Ekim başı itibarıyla Amerikan Syfy kanalı yeni bir diziye start verdi: Stargate Universe. Stargate SG 1 ve Stargate Atlantis sonrasını anlatan, adından da gayet açık bir şekilde anlaşılacağı üzere Stargate filminden esinlenen bu “evren” üçüncü dizisini de doğurdu. Daha öncekilerin on sene ve beşe sene gibi uzun süreli yayın hayatları oldukları için Stargate’in ileride muadil bir Star Trek olacağını düşünenlerdenim.

Stargate Universe’e gelecek olursak. Bu yeni dizi, özel bir Yıldız Geçidi aracılığıyla galaksiler ötesinde hızla ilerlemekte olan kadim bir uzay gemisine yolculuk eden ve bu eski, dökülme alametleri gösteren gemide mahsur kalan bir grup insanı konu alıyor. Biraz Battlestar Galactica ile Star Trek kırması gibi görünse de beslendiği Stargate kültürüne ihanet eden bir yaklaşım henüz göremedim. (Bu yazıyı yazarken henüz ilk iki bölümü izleme şansı bulduğumu belirtmeliyim.) Kahramanlarımızın kontrolleri dışında yolculuk eden bir gemi, “kimsenin gitmediği yerlere” yolculuk ederken insanlar arasında da bir karar mücadelesi var. Geri dönmek için mi uğraşmalılar yoksa bu geminin “kader”ine mi ortak olmalılar? Zira geminin adı “Destiny”(yani Kader).

İlk bölümde kahramanların bu gemiye gelişini anlatan “flashbackler” ile “Lost”a da göz kırpsa da ileride bunları görmeyeceğiz diye düşünüyorum. Bu yöntem kahramanları daha iyi tanımamız ve hikayenin bulunduğumuz noktaya nasıl geldiğinin anlatılması için kullanılmış gibi duruyor.

Daha önceki dizilere göre artıları ve eksilerine de kısaca değinmek gerekirse; karakterler daha gerçekçi, çok daha derinlikli ve işlenebilir görünüyorlar. Daha önceki dizilerdeki gibi “evrenin en zeki adamları”, “yüzlerce uzaylıyla tek başına savaşacak askerler” gibi yüceltmelere yönelik bir ipucu görmedim, bu sefer karakterlerimizin daha çok “zaafı” var. Bu da aksiyonu düşürüyor. Kişisel sorgulamalarla dolu uzun diyalogları ve dramatizasyonu getiriyor. Battlestar için tutmuş bir formül acaba Stargate evreninde ne kadar işe yarayacak? Ne kadar sürdürülebilecek? Ancak gizemli, ağır anlatı stili ileride bırakılıp de eski dizilerdeki “sığlığa” (lütfen negatif algılamayın, ben de bir Stargate hayranıyım ancak eski dizilerdeki karakterlerin tek yönlü ve sığ olduğunu kabul etmemiz gerek.) geri dönüp de aksiyon ve görsel efekte sarılırlarsa bence ciddi anlamda düşüşe geçerler. Uzun diyalogları da dengelemeliler, yoksa seyirciyi sıkmış olurlar.

En büyük kozları gizem, bilimkurgu yoğunluğu, görsellik ve şu anda devam eden tek “uzay dizisi” olmaları gibi duruyor. (“Star Wars: Clone Wars” animasyon dizisini saymıyorum ancak en az bir dizi kadar başarılı senaryosu ve muazzam görselliği ile zira Clone Wars da bilimkurgu sevenlerin kaçırmaması gereken bir deneyim.)

stargate-universe1a

Umuyorum ki Stargate Universe bu artılarını geliştirir ve sezon ilerledikçe bize tadına doyamayacağımız, özgün, yaratıcı ve şaşırtıcı hikayelerle bezenmiş bölümler sunar. Biz de aklımızdaki sorulara tatmin edici yanıtlar bulur ve endişelerimizi unutup gideriz.

Zamanla dizi kendini nasıl konumlandıracak? Bir melez olmasına rağmen özgünlüğünü yaratıp sıyrılabilecek mi yoksa sonradan ekleme bir organ gibi sarkacak mı? Zannediyorum izleyip öğreneceğiz…

Keyifli Seyirler Dileğiyle…

Bahadır İçel

Ah Şu Amerikan Dizileri: House M.D.

Posted in Uncategorized etiketler ile , , , on Ekim 5, 2009 by bahadiricel

house_md_ver2

House M.D.

Dahi, uyuşturucu bağımlısı, sözünü esirgemeyen ve hastalarına asla güvenmeyen bir doktordan bahsediyoruz; Gregory House. Ancak o şüpheci tavırları, olağanüstü yöntemleri ile adı bile konulmayan hastalıkları bir dedektif gibi çözmekte onun üstüne yok. Tıp dizileri ile dedektiflik dizilerini harmanlayan ve bastonunu eksik etmeyen sakat ancak dahi bir kahramanı olayların odak noktasına yerleştirerek bu türlerin meraklılarında bağımlılık yaratabilecek kadar başarılı bir dizi “House M.D.”  Genç doktorlardan (oyunculardan – dizi boyunca gerçek bir doktor olduklarına o kadar ikna ediyorlar ki sizi dışarıda görseniz doktor diye danışmaya gidersiniz…) kurulu ekibi ile dinamiği arttırılan dizinin özellikle gerçek tıp danışmanları ile hazırlanıyor oluşu onu diğer örneklerinden eşsiz kılıyor. Şüphesiz en büyük kozu da baş roldeki Hugh Laurie’nin mükemmel performansı…

Rahatlıklı söyleyebilirim ki an itibarıyla izlediğim dizilerin arasında  en başarılısı. Beş yılı geride bıraktı ve hiç eskime alameti göstermedi…

house_md_poster4watch-house-season-6-episode-1-s06e01-6x01-online-free-streaming

Lost: Nihayete Ererken…

Posted in Günlük etiketler ile , , on Ekim 1, 2009 by bahadiricel

Lost’un Final Sezonu Ocak 2010′da başlıyor.  Henüz üç aydan daha uzun bir bekleme süresi söz konusu olsa da dizininin son sezonu için tanıtım çalışmaları başladı. Görünen o ki her herkes geri dönüyor. İşte aşağıda bir görsel, peki John Locke neden farklı durmuş acaba?

lostfinal

XASİORK 2009 KISA ÖYKÜ YARIŞMASI

Posted in Duyuru/İlan etiketler ile , , , , , , on Ekim 1, 2009 by bahadiricel

Writers_Tool

XASİORK 2009 KISA ÖYKÜ YARIŞMASI

Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü edebiyat yarışmaları devam ediyor.

2001 yılından beri yapılan ve Türkiye’de fantezi, bilimkurgu, polisiye gibi türlerin gelişimine büyük katkılar sağlayan yarışmalar, bu yılı kısa öykü yarışması ile sürüyor. Xasiork bir kez daha genç yazar adaylarına kendilerini gösterme fırsatı sunuyor…

YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI

- Öyküler fantastik kurgu, bilim kurgu, polisiye, gerilim, korku, macera, aksiyon türlerinde olacaktır. Bu türler dışında olanlar yarışmaya kabul edilmeyecektir.

- Öyküler Times New Roman yazı tipi ile 12 punto büyüklüğünde yazılacaktır.

- Öyküler en fazla 5000 kelime olabilir.

- Bir yarışmacı en fazla 2 öyküyle katılabilir yarışmaya.

- Öyküler daha önce sanal ortamda okuyucuya sunulmuş olabilir ama basılı bir kitapta yer almamış olması gerekmektedir.

- Öyküler imlâ ve yazım kuralları açısından olabildiğince düzgün olmalıdır. Değerlendirme sürecinde bu önemli bir kıstas olacaktır.

KATILIM ve DEĞERLENDİRME SÜRECİ

- Öyküler 1 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında xasiorkkoy09@gmail.com adresine ekli dosya olarak e – posta şeklinde gönderilecektir. E – postaya ek olarak öykülerin yanı sıra katılımcının kısa öz geçmişi ve iletişim bilgilerini içeren bir dosya mutlaka eklenmelidir.

- 15 Kasım gece 00.00 itibariyle katılım süreci sona erecektir.

- Öyküler katılım sürecinin sonunda en kısa sürede jüri üyelerine yollanacaktır. Jüri üyeleri öyküleri en geç 2010 Mart sonuna kadar değerlendirecektir.

- Makul bir sürede öyküler www.xasiork.biz adresinde üyelerin okumasına açılacaktır. Üyeler de kendi aralarında öyküleri okuyup değerlendirecekler ve yarışma sonunda tüm öyküleri okuyup yorumlayan üyeler arasında yapılan değerlendirme sonucunda, kazanana da ödül verilecektir.

- Mart ayından sonra iki ay içinde ödül töreni düzenlenecektir. Net tarih www.xasiork.biz adresinde, değerlendirme sürecinin sonunda duyurulacaktır.

JÜRİ

Sadık Yemni

Hakan Bıçakçı

Aşkın Güngör

Bahadır İçel

Saygın Ersin

Seran Demiral

Haktan Kaan İçel

ÖDÜL

Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü 2009 Kısa Öykü Yarışması’nın temel amacı genç yazarları teşvik etmek ve kariyerlerinde onlara referans olmaktır. Bu nedenle verilecek ödüller sembolik olacaktır. Asıl amaç bu türlerin gelişmesi ve bu türlerde yazan kişilerin desteklenmesidir.

Amerika’nın Tanrılarını Yaratan Adam

Posted in inceleme etiketler ile , , , , , , , , , , on Eylül 29, 2009 by bahadiricel

Neil Gaiman’ı çoğu insan Sandman çizgi roman serisi ile tanır. Geçenlerde Mezarlık Kitabı ile Hugo Ödülü kazanan Neil Gaiman uzun zamandır kütüphanemde önemli bir yer ediniyor. Kitapları Türkçe’ye yakın zamanda çevrildiği için Yıldız Tozu dışındaki tüm eserlerini orijinal dilinde İngilizce olarak okudum. Kanaatimce Yıldız Tozu diğer kitaplarına nazaran en naif ve basit olanı, daha çok bir çocuk kitabı olarak yazılmış.

Anansi Boys, Neverwhere, Good Omens (Terry Prattchat ile birlikte), Fragile Things, Mirrormask, Smoke & Mirrors, Star Dust,  Coraline,The Graveyard Book… Bir çok fantastik esere imza atmış Neil Gaiman, ayrıca çizgi romanlar ve film senaryoları da cabası (Sandman, Beowulf, Mirrormask, Neverwhere…)

americgods

Sözün kısası sizlere 2001 yılında yayınlanmış ve pek çok ödüle layık görülerek Neil Gaiman’ı uluslar arası üne kavuşturmuş “American Gods” kitabını öneriyorum. Bu kitap, yazarın Sandman ile kurduğu düş-tanrı dünyasının farklı bir perspektifle yansımasını sunmanın yanı sıra Kuzey Avrupa mitolojisini de günümüze taşıyarak modernleştirmeyi başarıyor, modern bir mit yaratıyor. Aramızda yürüyen, varlıkları için mücadele eden, dünyanın kontrolünü ele geçirmeye çalışan Tanrılar panteonu oluşturuyor. Hikayesinin kahramanı olarak da hapisten yeni çıkmış, pek sevgili karısına kavuşacakken onun öldüğünü, hem de en yakın arkadaşı ile kahramanımızı aldatırken öldüğünü öğrenen “Shadow” karakterini tercih ediyor. Gerçeklerin sert uçlarından fantezinin daha da acı veren hayallerine yelken açarken dünyanın metası ile fantezinin tanrıları arasında sıkışmış eski bir hükümlünün gözünden Amerika’yı eğdikçe eğiyor. Üstüne bir de medya, para, şöhret gibi “modern tanrıları” sos olarak ekliyor.

“American Gods” modern mitoloji olarak adlandırılabilecek bir fantastik kurgu, bana Stephen King’in Tılsım kitaplarını ve Kule serilerini hatırlattı. Burada paralel bir dünya söz konusu değil ancak aramızda yaşayan ve dünyayı kendi perspektifiyle gören eski ve yeni tanrıların mücadelesinde kayıp bir karakter üzerine kurulmuş gerçeklik sorgulamaları, öncüllerinden iyi beslendiğinin ipuçlarını barındırıyor.

Ben kitabın orijinal, genişletilmiş (yazarın ödül aldıktan sonra eklediği ek hikayelerle zenginleştirilmiş) versiyonunu edinip okudum. Çoğu okur için dağınık ve detaylı gelebilecek bu basımı özellikle türü sevenler, böylesine bir dünyanın içinde kaybolup gitmek isteyenler için önerebilirim. Ancak şu dipnotu eklemeden de geçemeyeceğim; akıcı kurgu ve aksiyon okumalarını sevenler kitabı zaman zaman çok çizgiden çıkmış ve gereksiz detaylarla yüklenmiş bulabilirler fakat biraz mitoloji ilginiz ve bilginiz varsa bu detayların eski inançlara gönderme dolu kurgular olduğunu fark edeceksiniz. Kültürümüze uzak olduğu için zaman zaman isim ve anlatılara yabancı kaldığınızı hissedebilirsiniz de… Yine de türün meraklıları mutlaka göz atmalı ancak sakın ha Mezarlık Kitabı, Yıldız Tozu ya da Coraline gibi nispeten masum bir çocuk öyküsü beklemeyin çünkü American Gods çok karanlık ve zaman zaman da korkutucu…

neverwhere1 Anansi_hires-2005.03.07-20.42.42

Ayrıca;

Eski bir tanrının birbiriyle çekişen ama bir yandan da dünyayı kurtarmaya çalışan çocuklarını konu alan Anansi Boys ya da Londra’nın yer altı tünellerinde bambaşka bir dünya ile karşılaşan Richard’ın fantastik maceraları için Neverwhere; Neil Gaiman külliyatının bence önde gelen eserleri arasında.

Bahadır İçel

Naçizane Bir Reklam Arası

Posted in Günlük etiketler ile , , on Eylül 29, 2009 by bahadiricel

5294_144906129044_747119044_3377432_5022847_n

Bir süredir devam eden sessizliğimi mazur görün. Blogumu açtığımdan beri ilke edindiğim en önemli husus buraya kendi yazılarımı koymak, dışarıdan bilgilere linklerle ya da alıntılarla yer vermek dışında hep kendi dilimden size hitap etmek. Buna özen gösterdim ve şimdiden sonra da böyle devam etme arzusundayım.

Son dört ay içerisinde organizasyonunda aktif olarak yer aldığım iki kitap fuarı ve onlarca reklam kampanyası sebebiyle yazılarımdan biraz uzak kalmış olsam da hiç ihmal etmedim. Haftanın altı günü akşam yediden evvel bitmeyen iş yoğunluğu yazmaya ayırdığım gecelerimi benden çaldı. Bu arada bir cinayet romanı ve bir bilim kurgu romanı çalışmalarını tamamladım ancak hem işlerimin yoğunluğu hem de kişisel önceliklerim nedeniyle üzerlerine düşemedim.  Umuyorum ki 2010 yılı kitap çalışmalarını ön plana aldığım bir sene olacak ve sizlere yeni eserler sunmanın o eşsiz saadetini paylaşacağım.

Blog için şu anda minik dizi yazıları, şiirler ve denemeler ön plana çıkmış olsa da yine 2010 itibarıyla blog için kimlik değişikliğine girmeyi düşünüyorum. Daha bugünlerden ufak tefek farklılıklar görebilirsiniz… Ayrıca detaylı bir teşekkür yazısını da önümüzdeki ay, blog bir senesini doldurduğunda sizlerle paylaşacağım çünkü bu bir sene içerisinde sayenizde site binlerce ziyarete ulaştı ve kendine çekirdek bir kitle edindi.

Yazılarımın zaman zaman  arası açıldığında bu naçizane mahlukatı mazur görün. Hem sizlerle şiirler, hikayeler ya da kitaplar paylaşmak için onları yazmaya da zaman ayırmam gerek…

Satır aralarında görüşmek dileğiyle…

Bahadır İçel

Ah Şu Amerikan Dizileri: Muhteşem İkili

Posted in inceleme etiketler ile , , , , on Eylül 15, 2009 by bahadiricel

strangers

Muhteşem İkili (Perfect Strangers)

Larry, Amerika’da yaşayan, hayata bakış açısı gayet materyalist ve kuşkucu olan bir adamdır. Olağanüstü kuzeni iyi kalpli, saf ruhlu Balki yanına taşındığı an bir anda hayatı alt üst olacaktır. Bu iki kuzenin kahkahalarla dolu maceralarını izlemekten hiç bıkmadık. Tekrar bölümleri bile daha ilk defa izlermiş gibi izlediğimiz bu uyuşmayan ikilinin birbirinden ayrılmaz dost oluşlarının macerası televizyon unutulmazlarının arasındadır. Hele kendilerine benzeyen kız arkadaşları da denklemin içine dahil olduğunda eşi benzeri olmaz bir ekip oluştururlardı. Amerika’da 1986 ila 1993 yılları arasında sekiz sezon yayınlanan dizinin ülkemizde gösterildiği bölüm sayısını bilmesem de sanki bu ikilinin maceralarına hiç doyamadım gibi hissederdim hep. Hala da duygularım değişmedi. Tekrar yayınlansa da izlesek.

Ah Şu Amerikan Dizileri: Yalan Rüzgarı

Posted in inceleme etiketler ile , , on Ağustos 27, 2009 by bahadiricel

Y-R-cast-the-young-and-the-restless

 

Yalan Rüzgarı (Young and the Restless)

Herhalde çoğumuzun aklında son jenerikteki Y ve R harflerinin nasıl olup da Türkçe ismine uygun olarak yerleştirilebildiği sorusuyla kazınmıştır bu dizi. Tabii ki neden sonra, İngilizce hakimiyetimiz arttığında fark edecektik ki aslında o Y ve R harfi, dizinin orijinal ismi olan “Young and the Restless”tan gelmekteydi. 1973’ten beri hala yayınlanan dizi (günlük olarak yayınlanmaya devam ediyorsa) 8000 bölümü geçmiş olmalı ama ülkemizde hangi sezonları, ne kadar yayınlandı bilmiyorum. Ancak oradaki çocukların büyüdükleri, kendi aşk, ihanet ve entrika maceraların kavuştukları hatta onların da çocuklarının olduğunu bilecek kadar haberdar olabildim diziden. Dizi otuz yıldan fazladır yayınlanıyor, benden yaşlı, neresinden tutsam ne anlatsam çıkaramıyorum ki.

Y&R-Logo-

Ah Şu Amerikan Dizileri: Ziyaretçiler

Posted in inceleme etiketler ile , , , on Ağustos 19, 2009 by bahadiricel

Ziyaretçiler (The Visitors)

visitors-foto-di-gruppo-e-dvd

İnsan kılığına girip aramıza karışan bu yaratıkları bizlerden ayırt eden en önemli özellik böceklere, yılanlara olan düşkünlükleri idi hatırladığım kadarıyla. Kendileri çatır çatır eklembacaklıları tüketmekten boş buldukları zamanda dünyamızı ele geçirmeye çalışırlardı. TRT2 ekranlarında tanıştığımız ve aslında yalnızca tek sezonluk bir mini dizi olan bu dizi hepimize sanki çok daha uzun sürmüş gibi gelmişti. Çocukluğumuzun korkusu olan dizi ülkemizde bir klasik olarak sevilmişti…

İlgilenenler için Resmi Sitesi: http://thevisitors.info/

Bir Kayhan İçel Kitabı: Yalancı Tanrılar

Posted in Günlük etiketler ile , , , on Ağustos 10, 2009 by bahadiricel

Son zamanlarda kendi projelerim dışında da bir çalışma için ter dökmekteydim. Babamın (Kayhan İçel) uzun yılların tecrübesiyle kaleme aldığı çarpıcı bir çalışma: Yalancı Tanrılar.

Yalancı Tanrılar, dini hikayeleri tarihi perspektiften ele alarak doğruluğunu sorgulayan etkileyici bir çalışma. Detaylı ve uzun yıllara yayılmış bir emeğin eseri. Aşağıda ön ve arka kapağı sizlere sunuyorum, 15 Ağustos’tan sonra kitapçınızdan ısrarla isteyiniz diyorum…

Hayırlısı olsun babacığım, umarım birçoklarının ilki olur bu…

yalanc tanrlar

Arka Kapaktan:

Kıyamet ecelli İblis’in Kutsal Kitaplara bulaştırılmış gizli yazıtları ve  işaretleri neler?

Büyük İblis İmparatorluğunun geçmişteki ve günümüzdeki ustaları kimler?

Tanrıyı Gören Adam Musa kavmini aldattı mı? Tevrat’taki utanç satırları hangileri?

Yüzüklerin gerçek efendisi Hz. Süleyman bir peygamber mi yoksa büyücü müydü?

Eski Ahit’te anlatılan Süleyman’ın Mabedi mi yoksa Şeytan’ın Tapınağı mı?

Şeytan’ın işaret ve sembolleri paralara nasıl taşındı? Masonik işaretler neyi ifade ediyor?

İncil’deki sahte havariler kimler, Hz. İsa niye çarmıha gerilmek istendi, gerçekten gerildi mi?

İsa’nın “Sevgili Öğrencisi” kimdi ve neden öldürülmek istendi?

Kral Melkisedek’ten Vatikan’a uzanan rant sistemi eski ve yeni ahitte nasıl korunmaya alındı?

Şeytan okuyamayacağımız kadar hızlı mı yazıyor, yoksa bizler onun yazdıklarını okumakta geç mi kalıyoruz?

KUTSAL KİTAP HİKÂYELERİNİN GERÇEK YÜZÜ İLE TANIŞMAK İÇİN MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN ANLATILARA HOŞ GELDİNİZ!